16 Şubat 00

 

SAĞLIK SEKTÖRÜ MASTER PLANI HAKKINDA

GÖRÜŞLER

 

Dr. Nazım BERATLI

 


 

Sayın Başkan, sayın bakan ve değerli meslektaşlarım, Bir büyük hataya karşı, sesimi yükseltmek ve o hatanın önüne geçmek üzere buradayım. Sözünü ettiğim hata, Cengiz Topel Hastanesi’nin, gene kapatılmaya kalkışıyor oluşudur.’’ Gene ‘’ diyorum çünkü bu heves  birkaç yılda bir depreşmekte, bu alışkanlık da o hastaneye bir türlü yatırım yapılmamasına neden olmaktadır. Gerçi sözlü olarak bazı yetkililere ulaştırılan bu konudaki  bu konudaki sorulara, ‘’Söz konusu olan Güzelyurt Sağlık Ocağıdır, yanlış anlaşılmış’’. ‘’Uzman görüşüdür,  benim değil’’ türünden yanıtlar kulağımıza geliyor ama ‘’redakte edilmemiş ‘’ dahi olsa, sayın bakanın imzası ile elimize ulaşmış olan resmi yazı niteliği taşıyan taslakta, bu hastanenin kapatılacağı, açıkça yazmaktadır. Altında da kapı gibi sayın bakanın imzası bulunmaktadır. Bu memlekette bakan imzalarını da ciddiye almayacağız? Metinde ‘’kapatılacak’’ denmiş sayın bakan da imzalamış! Bundan ciddi kanıt mı olur?  Tevatüre yer vermemek üzere, Master  Plan Taslağı’nın hangi sayfalarında bunun yazıldığını tekrarlamak istiyorum: 53. Sayfada, Hastane Hizmetleri başlığı altında  Gazi Mağusa Devlet Hastanesi ve Ayçiçek Hastanesi’nin  ikinci basamak sağlık hizmeti vereceği belirtilmekte, Cengiz Topel’in adı geçmemektedir. Yani böyle bir hastane öngörülmemektedir. 54. Sayfada Hastane Alt Yapısı başlığı altında, bazı yanlış mülahazalardan  sonra Cengiz Topel Hastanesi’nden bahisle, ‘’ Bu kurumdan hastane olarak yararlanmak düşünülmemektedir’’ denilmektedir. 60. Sayfada ikinci basamak hastaneler organizasyon seması  verilmektedir. Burada, açıkça Mağusa ve Ayçiçek hastaneleri başlığı vardır. 63. Sayfada Acil Hizmetler Organizasyonu başlığı altında , açıkça ‘’Cengiz Topel Hastanesi yerine kurulacak Aile Sağlık Merkezi’’ nden bahsedilmektedir. Ayni yerde, Cengiz Topel ve Yeni Erenköy  Sağlık Merkezleri birlikte ele alınmaktadır. Yani bu bakanlık, bu hastaneyi kapatacak, yerine  bir sağlık merkezi kurulacaktır. Kanıtları, işte ortada… Sayın Başkan, değerli meslektaşlarım, Biraz önce, ‘’yanlış mülahazalar’’ dedim. 54. Sayfada deniyor ki: ‘’Cengiz Topel Hastanesi’nin tasarımı, günümüz koşullarında, hastane hizmeti vermeye uygun değildir… Hizmet ettiği  nüfus sınırlıdır… doluluk oranı %10 civarındadır.’’ Bunları sırayla ele alalım : ‘’Tasarımı, hastane olarak hizmet vermesi uygun değildir’’ iddiası, kime aittir? Uzmanlara mı, bakanlığa mı? Uzmanlara aitse  sormak isterim: Çapa Tıp Fakültesi’nin hangardan bozma, fi tarihinden kalma binaları, çağdaş hizmete çok mu uygun? Niye orada da hastanenin kapatılması yönünde fetvalar veremiyorlar? Yok bu görüş, bizim bakanlığımıza aitse, 1929’dan 1974’e kadar Kıbrıs’ın en lüks sağlık merkezini veren bu binalar, o günden  bu güne bu hale gelmesinin sorumlusu kim, diye sorarım? Kaldı ki, KKTC’nin hemen tüm hastanelerinde çalışmış bir hekim olarak, en temiz hastanenin de burası olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Doluluk oranı meselesine gelince: Taslak metinde, Cengiz Topel Hastanesi’nin Doluluk oranı konusu, açık değildir. 54. Sayfada % 10’dur denilirken  31.sayfada %10 ile % 30 arasındadır denilmektedir. Hangisi doğru? Bunu görünce hangisi doğru? Bunu görünce hangi yılın  istatikleri diye baktım ve 1998’in esas alındığını gördüm. O zaman tutup bakanlığın bir başka resmi evrağına, 1998 Faaliyet Raporu’na baktım. Orada da sayfa 43’te % 26.24 deniliyor. Hangisi doğru sayın arkadaşlar? Sayın  bakanın imzasını taşıyan bir belgenin bir yerinde % 10 ile %30 deniliyor. Ayni yıl için bakanlığın faaliyet raporunda, % 26.24 diye kayıt düşüyor! Doğru, hangisi? Karl Pearson adını, hepiniz duymuşsunuzdur. Kendisi, Tıbbi Biometri’nin kurucusudur. Pearson der ki: ‘’İstatistik, rakamlarla yalan söyleme sanatıdır.’’  Ne zaman, yetersiz araştırma ve bilime uygun olmayan yöntemlerle toplanan veriler istatistik olarak sunulduğunda! Zira o zaman, bulunan sonuç, yanlış olur…Bu sonuç da yanlıştır… Nedenini de biliyorum? Şundan: Faaliyet Raporu ile hastane kayıtları, uyuşmamaktadır. Örneğin Raporda 1998 yılında hastanede 64 küçük ameliyat yapıldığı yazılıdır. Oysa hastane kayıtlarında bu rakam, 130’dur. Ayni yıl rapora göre hastanedeki büyük ameliyat sayısı 122, hastane kayıtlarına göre, yine 130'’ur. Yani o % 26.24 Doluluk Oranı veren rapor bile, gerçeği yansıtmamaktadır. Ve dikkatinizi çekerim: 1998 yılında, Cengiz Topel Hastanesi tam dört ay Anestezi Uzmanından yoksun çalışmıştır. Yılın yalnızca sekiz ayı ameliyat yapıp, dört ayı da idare tarafından fiilen tatil edilmiş bir hastanenin doluluk oranı eksik rakamlara karşın % 30’a yaklaşıyorsa, ona nasıl kapasitenin altında çalıştı diyebilirsiniz? Cengiz Topel Hastanesinin gerçek doluluk oranları, şöyledir: 1994’te % 33.55, 1995’te % 27.15; 1996’da  % 36.32; 1997’de %30.55…  Gerçek bu iken o % 10 rakamının resmi bir belgeye yazılması, acaba bir peşin hükümün mü ifadesidir?  Sayın bakan Cengiz Topel Hastanesinin  verebileceği hizmetin tümünü veremediği doğrudur. Zira bu hastane, 1974’ten beri bir Anestezi Uzmanı çalışmamaktadır. Bu hastane, 1974’de var olan  kan bankası savaş esnasında bozulmuş ve bugüne kadar tamir edilememiştir. Bu hastanenin  Laboratuarında, 1974’den beri sadece kan sayımı, rutin idrar, AKŞ ve Üre bakılabilmektedir. Bu hastanede 1974’den  beri röntgen teknisyeni bulunmamaktadır. Bu hastanenin Çocuk Servisi’nde, 1974’ten beri Yeni Doğan Hemşiresi  bulunmamaktadır. Bu hastanede, 1974’ten beri kardiyak monitör  bulunduğu halde, Koroner Hemşiresi yoktur. Bu hastanede, 1974’ten beri her dönem için sadece üç ameliyathane hemşiresi ve iki büyük ameliyat seti olduğundan, ameliyat kapasitesi sınırlıdır. Bu hastanede, 1974’den beri postoperatif yoğun bakım ünitesi de bulunmaktadır. Hastanede iki göz hekimi vardır ama biomikroskop yoktur. Bu hastanenin laboratuarı, röntgeni, ameliyathanesi, çocuk servisi, suretten vardırlar. Sondört aydır, ültrasonu tamirdedir. Bozulan bir Doppler Cihazı, üç sene sonra gelmiştir. Koca hastanede bir tek Otoskop, vardır. Hastaları kendi şahsi araçlarımızla muayene etmek zorunda kalıyoruz, Dr. Rose’un kullandığı stetreskop hala kullanılmaktadır. Bundan dolayı, bu hastane, göğsü ağrıyan ve EKG bulgusu vermeyenler hastayı enzim bakılsın diye, EKG bulgusu pozitif olanlar da takip edilsin diye; her karnı ağrıyan ve defansı olmayan hastayı enzim bakılsın diye, defansı olanlar da yılın en az dört ayı ameliyat edilsin diye,Lefkoşa’ya sevketmektedir. Asfikside doğan her bebek, küvete konulsun diye, yılın en az dört ayı bütün primipar anne adayları, sectio gerekebilir diye Lefkoşa’ya   sevk edilmektedir. Bütün üroloji vakaları bütün nöroloji vakaları, haftanın yarısında ortopedi vakaları, Lefkoşa’ya sevk edilmektedir. Ve bu koşullarda, hastanenin doluluk oranı, %30’lardaır. %10 değildir. Şimdi lafı hiç uzatmayacağım. Girne Akçiçek Hastanesi, bu olumsuzlukları yaşamadığı, daha çok branşı barındırdığı, aşağı yukarı ayni doluluk oranı ile çalıştığı ve Lefkoşa’ya on beş dakika mesafede olduğu halde, neden orası geliştirmeye ve Cengiz Topel de kapatılmaya çalışıyor?  Değerli meslektaşlarım, Burada bir şey sormak istiyorum: 1998 yılı rakamları itibariyle, Cengiz Topel’de  22758 poliklinik vakasına bakıldı. Orası kapatılırsa, bu hastalar Lefkoşa’ya geldiğinde, burada o birikimi karşılayacak fiziksel altyapı varmı dır? Ayni yıl orada 856 Dahiliyle vakası yatırıldı. Burada dahiliye servisi, zaman zaman yatak olmadığından sevk ettiğimiz hastaları geri gönderiyor. Onlar da buraya geldiğinde, nerede yatacaklar?  Var mı fiziksel altyapı? Ayni yıl, Cengiz Topel’de dört ay anestezi hiç olmamasına karşın, toplam 499 Ameliyat yapılmıştır. Dr. Nalbantoğlu’nun ameliyat kapasitesi, bunları da taşımaya yetmekte midir? Söz konusu yılda CTH’de 6770 X-Ray çekilmiştir. Burada fiziksel altyapısı, bunları da yüklemeye yeterlimidir.? ‘’Kapatalım’’ denilip, daha bu master plan taslağının akıbetinin ne olacağı belli değilken, kapatılmış muamelesi yapmaya girişirken, bu soruları da yanıtları aranmamalı mıydı? Ve sayın başkan,yüksek müsaadenizle, bir soru daha sormak istiyorum. O da şu: Kıbrıs sorunu, yine masadadır. Bu defa görüşmelerden bir çözüm çıkması olasılığı olduğunu, bütün taraflar açıkça bütün taraflar dile getirmektedirler. Acaba bu kapatma işi ile o muhtemel çözüm arasında, bir uyum bulunmakta mıdır? Bunu, çözüm halinde oranın öneminin daha da artacağını düşünerek soruyorum. Acaba bir kabine üyesi olan sayın bakanımız, uzmanların bu plana yazdığı bu yanlış önlemin altına imzasını atmadan, bu konuyu dikkate aldılar mı? ‘’Uzmanlar öyle dedi’’ denilmesin! Öyle, her ‘’Uzmanın’’ dediği şeyhülislam fetvası gibi kabullenecek olsaydı, seçim meçim yapılmaz, bakanlıklara imtihanlarla en yüksek notu alanlar atanırdı… Zira Yeşilırmak’ta bahçe ilaçlarken tarımsal ilaçtan zehirlenip de Lefkoşa’ya getirilirken, Yılmazköy’de ölecek olan bir köylüden, o ‘’uzmanın’’ haberi bile olmayacaktı. Ama bunun vebali, o uzmanın aklıyla, bu yanlışı yapmanın boyutunda olacaktır. Türkiye’den  her gelen uzmanın, bu ülkenin koşullarını bilmeden, Çemişkezek’e göre kendi zihninde geliştirdiği her fikri uygulaya uygulaya,ülkede batmamış hiçbirşey bırakmadık. İstediği kadar, uzman olsun, böyle bir öneride bulunan adam, Kıbrıs’a göre bir uzman değildir. Merkeze on beş dakika  öteye hastane, üç buçuk  saatlik yere de ambulans öneren uzmanın fikrine, ben saygı göstermem. Lefkeliler, Yeşilırmaklılar, Doğancılılar, Aydınköylüler ve Güzelyurtlular da göstermeyecektir. Sayın Başkan, sayın bakan, değerli meslektaşlarım; Bir hekim olarak, bir Cengiz Topel çalışanı olarak ve bir bölge insanı olarak, bu yanlışın  derhal o taslaktan tümüyle çıkarılmasını, hastanemizin geliştirilmesine yönelik önlemler alınmasını talep ediyorum. Zira, bu kapatma hevesi daha yasalaşmadan , uygulamaya sokuldu. Evet ben bir devlet memuruyum ama ondan önce hekimim, ondan önce babayım, evladım, insanım…İnsanların, kendimin, anamın, evlatlarımın sağlığı, memurluğumdan önce gelir. Bu taslak bu haliyle kalırsa, bunları korumam mümkün değildir. Ve elbette o zaman,  anayasanın bana verdiği hakları kullanarak, buna karşı mücadele etmek de boynumun borcu olur.  Saygılarımla.