ÇEVRE VE TEMEL KAVRAMLAR
Tamer Dayıoğlu
LÇTD Eski Başkanı
Son yıllarda dünyanın en önemli sorunu olarak gündemden düşmeyen çevre konusuna yaklaşırken derli toplu bir bakış açısına sahip olmak gerekir. Çevre sorunlarının çözümünde kavramların iyi bilinmesi, bu nedenle önemli bir adımdır. İşte bu yazımızda çevre konusundaki temel kavramları tanımaya çalışacağız.
Ekoloji, canlıların
birbiriyle ve çevreleri arasındaki etki ve ilişkilerin araştıran bilim
dalıdır.
Ekoloji sözcüğü ilk defa 1869’da Alman bilgini ERNEST
HAECKEL tarafından kullanılmış olup Latince’de ‘’Oikos’’ (Ev konut) ve logy
(bilim) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Buna göre ekoloji,
‘’Konut’’ veya ‘’Ev bilimi’’ anlamına gelmektedir.
Ekolojik ilk gelişme devrelerinde daha çok canlının yaşadığı yerin özellikleri yani toprak, iklim, ve
biyotik gibi faktörler araştırılmıştır. Daha sonra ekoloji, canlıların bulunduğu
yerde araştırılması şeklinde genişletildi. Böylece canlıların çeşitli
ihtiyaçları, reaksiyonları ve
içinde bulundukları çevre ile aralarındaki karşılıklı ilişkiler
araştırılarak sonuçta ekoloji
biliminin konusu tamamlanmış oldu.
Ekolojiyi canlıların tabiatına göre aşağıdaki kısımlara
ayırmak mümkündür:
a.
İnsan ekolojisi
b.
Hayvan ekolojisi
c.
Bitki ekolojisi
Bu
tanımlamalar birtakım güçlükleri
da beraberinde getirmektedir. Çünkü ekofizyolojik olarak bitkilerin yaşadığı çevrede,
çevre faktörlerinden hangisinin bitkinin davranışlarına doğrudan etki yaptığını veya bu faktörlerden hangisinin daha önemli olduğunu
bilinmesi gerekmektedir. Bu sebeple
çevrede belirli bir faktöre
mesela toprağa bağlı endikatör bitkiler bulunmaktadır. Bu konu son
derece zor bir durum yaratmaktadır. Çünkü bitkilerin, özellikle tabii
koşullarda, fizyolojik
faaliyetlerini detaylı
olarak iyi bilmemize imkan yoktur.
Çevre kelimesi bugün özellikle
kirlenmenin büyük boyutlara ulaşması sebebiyle ‘’başarmak’’ anlamında
kullanılmaktadır.
Bugün aşağı yukarı herkes tarafından kullanılan çevre,
değişik şekilde anlaşılmaktadır.
Ekologlar için çevrenin iki kısmı vardır.
_ Birincisi
fiziksel ve kimyasal abiyotik çevre,
_ İkincisi biyotik (canlı) çevre.
Abiyotik çevreye canlı olmayan maddeler (Toprak, su, hava ) ve kuvvetler
(radyasyon, gravite, nükleer enerji) girer. Organizmalar her türlü ihtiyacını burada
karşılar.
Uluslararası dilde çevre ,
belirli bir anda canlı ve insan faaliyeti üzerine doğrudan
ve dolaylı etki yapan sosyal faktörlerle, biyolojik, kimyasal ve fiziksel
koşulların bütünüdür diye tarif edilir.
Buna göre çevre, şüphesiz insanların rahatı ve saadeti
için sosyal bir uğraşı olarak düşünülmektedir.
İnsanın bu çevresi, çoğunlukla Noosferi (bozulmuş fiziki çevre) düzenleme ve
iyileştirme çabalarıdır. Biz burada daha çok bitki ekolojisi konularına
değineceğiz.
Bitki ekolojisi, botaniğin oldukça yeni bir dalıdır ve
bitkilerin çevresini, aralarındaki mevcut ilişkileri ve yaşama koşullarını araştıran bir bilim dalı olarak
tanımlanır. Başka bir değişle bitki
ekolojisi, vejetasyonun yaşama koşullarını yani vejetasyonla çevre arasındaki karşılıklı koşulların gelişme sürecine etki yapan kanunları açıklar.
Bitki ekolojisi, özellikle iklim, toprak ve bitki örtüsü
hakkında bilgilerimizin gelişmesi sonucu bağımsız bir bilim dali haline
gelmiştir. SCHRÖTER (1902) Bitki ekolojisini ikiye ayırmıştır:
Birincisi, çevre faktörleriyle bitki türlerini ayrı ayrı araştıran oto-ekoloji ya da bireysel ekoloji, ikincisi bitki
birlikleriyle çevre faktörlerini
araştıran sin ekoloji ya da toplumsal ekolojidir.
Ekologlar tarafından ortaya atılmış olan
‘’Çevre’’ kelimesi yukarıdaki
tarifte olduğu gibi, dolaylı olarak ‘’ekoloji’’anlamında kullanılmıştır.
Dolayısıyla çevre ile canlı arasında sıkı bir ilişki vardır. Bununla beraber
çevrenin tarifi oldukça zordur.
Çevre, çok geniş tarifi içerisinde
jeoloji, hidroloji mineraloji (mineraller, petrol, su gibi) kaynakların yanında
tabii olan veya olmayan bitki örtüsünü
ve insanların doğrudan etkisinde bulunan yüzeysel toprağı da içine alır.
Bu tarifi bitkiler açısından ele alıp biraz daha farklı bir şekilde tanımlamak
mümkündür. Buna göre, Çevre bitkilerin dağılışları ve
etkileri bakımından homojen olan
biyotik, toprak, İklim ve topografik faktörlerin bulunduğu coğrafi bir yerdir. Fakat 21 asrın eşiğinde bulunuyoruz. Nüfus
artışından doğan basıncın artmaya
devam edeceği ve tabii kaynakların buna paralel olarak
ayni ölçüde azalacağı bir
gerçektir. Böylece tabii kaynakların aşırı derecede bilinçsizce kullanılması,
birtakım problemleri de beraberinde
getirmektedir. Bu problemler
arasında en önemlisi, çevrenin
tahrip edilmesi veya tabii dengenin bozulmasıdır. İşte bu olaylar
bugün karşımıza çevre sorunları olarak
çıkmaktadır.
Bugün oldukça büyük boyutlara ulaşmasına rağmen, çevre
sorunlarının önemi yeterince anlaşılamamasıdır. . BU konuda gelişmiş
ülkelerin maalesef çok
gerisinde kalmış bulunmaktayız;
Bunlardan şöyle sıralamak mümkündür:
-
Gelecekteki tehlikelerin
boyutları yeterince anlaşılamadığı için çevre ile uğraşmak bugün bir fantezi olarak kabul
edilmektedir.
-
Üniversitelerimizde çevre
ile ilgili ders ve uygulamalar birbirinden
kopuk halkalar gibidir.
-
Devlet bünyesinde çevre ile
ilgili sayısal kadro ve yeterli
bilgi birikimi olan personel azdır.
Çevre
problemleri bugün tamamen sınırlı
olan dünyaya aittir. Dünya oldukça
büyük olmasına rağmen bugün
kullanılabilecek kısımlar aşağı
yukarı kullanılmış durumdadır.
İnsan toplulukları süratle artarak yaşadığı çevreyi etkilemektedir. Şöyle
ki,
-
Hızlı bir
endüstrileşme,
-
Şehirleşmenin ölçüsüz bir
biçimde gelişimi
-
Frenlenemeyen bir
hareketliliğin artması.
Birbiri ardına büyük problemlerin oluşması ve bunların
halledilmesi.
-
Biyosferin primer ve
sekonder ürünleri,
-
Dünyanın aölık ve susuzluk
problemleri,
-
Kirlenme ve zarar verme,
insan sağlığı , kalabalıklaşma ve çevrenin düzenlenmesi,
-
Nüfus artışı, doğum kontrolü
ve optimal bir toplumun gerçekleştirilmesi.
-
Dünya barışı.
Bu problemler iki görüş altında düşünülebilir.
1 Bölgesel olarak
2 Biyosfer olarak
Biyosferin problemleri tamamıyla geniş bir sentez
işidir.
Örneğin
·
Dünyadaki açlık problemi
·
Karbondiyoksit , Oksijen gibi biyojeoşmik çevrimlerin değişimi
·
Okyanusların kirlenmesi.
·
Organik pestisitlerin kıtalara yayılması,
·
Biyolojik ve kimyasal savaş gibi.
Bütün bu problemler insanlığı ilgilendirmektedir.; fakat
insanlar, kendisini ilgilendiren bbu problemlerden ve kötü gelecekten kaçmaktadır. Çıkabilecek bir dünya harbi
insanlığı karanlık bir geleceğe sürükleyebilir.
Çevrenin araştırılmasında iklim, toprak, sistematik ve kimya gibi
çeşitli bilim dallarından yararlanılmaktadır. Bu sebeple ekoloji, çeşitli bilim
dallarının kesiştiği bir bilim noktasıdır. Ekoloji ihtiyaçlarına ve gerek
duyduğu bilim dallarına göre adlandırılır. Eğer konu bitkileri ilgilendiriyorsa
, o takdirde bu bilim dalının başına ‘’Fito’’ kelimesi getirilir. Örneğin Fito Ekoloji (Bitki ekolojisi)
gibi.
Canlılar tarafından tüketilen bütün enerji, kaynağını
bitkilerden alır. Bitki örtüsünün gelişmesi de biyosferi şartlandırır.
Dolayısıyla vejetasyon, tabii çevrenin önemli
karakteristik bir bütünleyicisidir. Bu nedenle vejetasyon araştırmaları
sinekolojik (Toplumsal ekoloji) bir çalışma olup çevre araştırılmalarının temelini
oluşturur.
Vejetasyon kelimesi çoğu zaman ya yersiz ya da
yanlış olarak kullanılmakta ve ‘’flora’’ (Flor) kelimesiyle karıştırılmaktadır. Flora,belirli bir yerde veya coğrafi bir bölgede yetişen çeşitli taksononmik sınıfta
(famşlya, cins,tür) bütün bitkilerin listesidir. Vejetasyon Floranin bir
parçasıdır. Bir ülkede, yaşama için yetişme koşulları değişik bölgeler ne kadar
çok ise, vejetasyon d o kadar
değişik veya farklı olur. Şu halde vejetasyon , yaşama koşulları birbirine
benzeyen türlerden meydana gelen büyük bir bitki topluluğudur.
Küçük topluluklar (Birlikler) yaşadığı çevreyi aksettirir ve onunla
daima denge halindedir. Bitki birliği
çevrenin somut bir birimi olan ‘’Ekolojik parsel’’ içinde gelişir.
Ekolojik parsel, geniş anlamda bitkilerin dağılışları ve etkileri
bakımından homojen olan toprak,
iklim, topografya ve biyonik faktörlerin
bulunduğu coğrafi bir yerdir.
Birlik ve ekolojik
parsel beraberce tabii ekosistemi meydana getirir.
Ekosistem, bir biyomasın oluşmasına ve bir enerji değişimine elverişli olan fizyolojik ve morfolojik
özelliklerle dolu bir birimdir. Başka bir değişle ekosistem, tabiattaki canlı veya cansız
varlıkların aralarında karşılıklı
bağlarla meydana
getirdikleri bir sistemdir
ve biyosferin çok sayıdaki
birimlerden herhangi birine verilen
isimdir. O halde ekosistem, canlıların bir parçasını ifade etmek için kullanılan
bir değimdir.
Sonuç olarak tabii ekosistemin tanınması, ilim için
olduğu kadar insanlar için de büyük bir önem taşır.
İlim için, tabiattaki gözlemlere göre tabii
ekosistemlerin sayımından elde edilen bilgilerin tabiatı, deneysel biyolojinin
bugünkü ve gelecekteki gelişimine yön verebilir ve birtakım çalışma hipotezleri
getirerek derinliğine giden birden birçok biyolojik çalışmalar için hareket ya
da başlangıç noktası oluşturur.
İnsan için, tabii ekosistemlerin tam olarak tanınması,
bunların çeşitli görüşlerinin (örneğin nitelik, nicelik, geçmişte ve bugünkü)
araştırılması dünyada hayatın devamı ve insanların rahatı ve faydası bakımından
olduğu kadar, tabii kaynakların daha gerçekçi bir şekilde bir şekilde işletilmesi ve
biyolojik bir denge temini için mutlaka gereklidir.